ERZİNCAN TARİHİ YERLER

Erzincan;
ADININ KAYNAĞI
Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmiyor.Asur kaynaklarında geçen Zuhma (Suhma), yörenin bilinen en eski adıdır. Erzincan adının Eriza'dan geldiği sanılmaktadır. Eriza adı Selçuklu'larca Erzincan olarak kullanılmış, daha sonra da Erzincan biçimini almıştır.
Bir söylentiye göre de Aziriz'den gelmektedir. Selçuklu'lar Aziriz adını çok beğenmiş ve buna "Rahmet yağarsa can Aziriz can" rahmet yağmazsa "Yan Aziriz yan" biçiminde bir tekerleme söylenmiş, bu tekerlemedeki Aziriz zaman içinde, Erzincan biçimini almıştır

İLİN COĞRAFİ KONUMU
Erzincan ili dünya haritası üzerinde 39 45' 12" kuzey enlemleri ile 40 46'30" doğu boylamları arasında yer almaktadır.

Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesinde, bölgenin Yukarı Fırat bölümünde yer alan Erzincan'ı, Doğusunda Erzurum, batısında Sivas, güneyinde Tunceli, güneydoğusunda Bingöl, güneybatısında Elazığ-Malatya, kuzeyde Gümüşhane-Bayburt ve kuzeybatıda Giresun illeri çevreler. Fırat nehri kollarından Karasu'nun geçtiği ilin yeryüzü şekillerini, güney sınırında Munzur Dağları, kuzey sınırında Keşiş Dağları ile bu dağlar arasında yer alan Karasu vadisi boyunca uzanan iki ova ve boğazlar belirlemektedir.

11.903 km2'lik alana sahip olan Erzincan'ın, merkezle birlikte 9 ilçe,16 bucak ve 553 köyü bulunmaktadır. 1990 sayımına göre ilin nüfusu ise 299.251'dir. Karasal iklime sahip olan Erzincan'ın, Doğu Anadolu'daki Malatya-Elazığ illeri hariç, diğer illerden daha ılıman bir iklimi vardır. Yıllık sıcaklık ortalaması 10.7 lik bir değere sahip olan ilin yıllık yağış ortalaması 344 mm dir.

ERZİNCAN'IN KISA TARİHÇESİ
Erzincan'ın ilkçağ tarihi hakkında bilgi bulunmayıp, ikinci bin yılda yörede Hurriler, Hayaşılar ve Azziler'in yaşadığı bilinmektedir. M.Ö. 1850-1180 yıllarında yöre Hititlerin egemenliğinde kalmıştır.

M.Ö. 900 yıllarında kurulan Urartu Devleti sınırları işinde kalan Erzincan'da kazılar (1953) sonucu Urartulara ait bir çok eser çıkarılmıştır.

Medler'in Anadolu'yu istilası sonucu ortadan kalkan (M.Ö. 600) Urartulardan sonra İl ve çevresi Medlerin (M.Ö. 612) ve Perslerin (M.Ö. 550) eline geçmiştir. İskenderin Pers İmparatorluğunu ele geçirmesiyle (366) Anadolu Makedonyalıların hakimiyetine girdi. İran ve Bizans arasında sürekli savaşlara sahne olan Erzincan, Halife Hz. Osman zamanında (35/655) tümüyle Müslümanların yönetimine geçmiştir. 1071 Malazgirt zaferinden sonra, Anadolu'nun Türklerin eline geçmesiyle, Mengücek Ahmet Gazi bölgeyi hakimiyeti altına almıştır. 1243'deki Kösedağ Savaşında Moğolların Selçukluları yenmesiyle, yöre İlhanlıların eline geçer. 1419'da Karakoyunlular'ın, 1455 de Akkoyunlular'ın hakim olduğu bölge, 11 Ağustos 1473'de Fatih ile Uzun Hasan arasında çıkan Otlukbeli Savaşı ile Osmanlıların denetimine geçti.

1502'de Safevi tahtına geçen Şah İsmail'in karargah yaptığı Erzincan, 23 Ağustos 1514 yılında Yavuz Sultan Selim ile Safeviler arasında yapılan Çaldıran savaşı ile tekrar Osmanlı yönetimine geçirilmiştir.

Urartu dönemine ait şehir kalıntısı olan Altıntepe Erzincan-Erzurum yolu üzerinde ve ile 15 km. uzaklıktadır. Altıntepe de tapınak-saray, sütunlu kabul salonu, açık hava tapınağı, depo binası ve üç adet mezar bulunmaktadır. Yeraltındaki mezar odalarının bulunmasıyla Urartular hakkında geniş bilgi edinilmiştir. Kazılarda MÖ. 8. yüzyıla ait fildişi ve madeni eşyalar, kalkan ve miğferler, seramikler, duvar resimleri gibi eserler elde edilmiştir. Bu eserler, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmektedir.







TERZİBABA TÜRBESİ
Asıl adı Muhammed Vehbi olan Terzibaba, 1779-1848 yıllarında yaşamıştır. Mesleği terzilik olduğundan, "Terzibaba" adıyla anılmıştır. Tasavvufi konuları içeren "Kenzil Fütuh" adlı bir eserleri mevcuttur. Beldenin manevi mimarı Terzibaba'nın mezarı, kendi adıyla anılan şehir mezarlığının içindedir. Kutsal bir manevi kişiliğe sahip olan Terzibaba'nın türbesi, halk tarafından ziyaret edilmektedir.

MELİKGAZİ TÜRBESİ
Halk arasında "Sultan Melek" olarak adlandırılan türbe, Kemah ilçesinin girişindedir.Sekizgen plan üzerine altlı-üstlü olarak inşa edilmiş olan türbenin alt katında, 1071-1228 yılları arasında Kemah'a egemen olan Selçuklulara bağlı Mengücek Beyliği döneminde yaşayan Sultan Melik'in mumyası ve 5 tane mezar bulunmaktadır.

MAMAHATUN TÜRBESİ
Tercan ilçemizdeki Mamahatun Türbesi, Saltuklu egemenliği dönemine ait olup,1192 yılında ölen Mamahatun için yaptırılmıştır.
Anadolu mimarisi içinde tek örnek olan yapı, ortada ana kümbet ve çevresindeki dairesel duvarı ile iki bölümden oluşmaktadır. Kapısı üzerindeki kitabede Ahlat'lı Ebu'l-Nema bin Mutafattal'ın eseri olduğu yazılıdır.

MAMAHATUN KERVANSARAYI
Planı Ve mimari özellikleri itibariyle 12. yüzyılın sonlarında yapıldığı sanılan Kervansaray, Tercan ilçemizde bulunmaktadır.Osmanlı kent Hanları planında olan yapı; sarımsı renkte düzgün blok taştandır.Çevre duvarları 16 yarım kuleyle desteklenmiştir. Sivri kemerli taç kapısı, girişin sağ ve solunda depo bölümü, ortada avlu, kuzey ve güneyinde uzun odalar ile bir dizi hücrelerden oluşmaktadır.

GÜLABİBEY CAMİİ
Kemah ilçe merkezinde bulunan camiinin girişinde yer alan kitabesinde, 1454 yılında Gülabibey tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Camii, günümüzde halen kullanılmaktadır.

GÜLABİBEY HAMAMI
Camii ile aynı dönemde yapılan Hamamın; soğukluk, sıcaklık ve külhan bölümleri vardır.

ERZİNCAN KALESİ
Kalenin yapılış tarihi bilinmemektedir. 1939 yılındaki depremde büyük hasara uğrayan kalenin, giriş kapısının bir bölümü ile erzak deposu olduğu sanılan kısmı ve bir duvar kalıntısı günümüze gelebilmiştir.

ÇADIRKAYA KALESİ
Tercan ilçesi Çadırkaya beldesinde bulunan kale, 100 m. yüksekliğindeki doğal kayalardan oluşturulmuş olup, kayaya oyulmuş odalar, sarnıçlar ve merdivenlerden meydana getirilmiştir.

KEMAH KALESİ
Anadolu'nun en eski ve tabii kalelerinden biri olan Kemah Kalesinin kuruluşu Hitit-Urartu dönemine kadar uzanmaktadır. Sarp kayalar üzerine kurulu olan kalenin iç içe iki kapısı vardır. Çevresi surlarla çevrili olan kalenin, çeşitli savaşlara sahne olduğundan yapılarının bir kısmı tahrip olmuştur.

ÇADIRCI HAMAMI
Sağlam bir yapıda olan Çadırcı Hamamı'nın 955/1670 tarihlerini taşıyan iki kitabesi bulunmaktadır. 19. Yüzyılın başında yenilendiği sanılan Çadırcı Hamamı, dört eyvanlı ve halvetli şemaya göre yapılmıştır.

NAFİZ PAŞA HAMAMI
1878 yılında Nafiz Paşa tarafından yaptırılan hamam, klasik Osmanlı hamamlarının planını yansıtmaktadır

ABRENK KİLİSESİ
Tercan ilçesinin Üçpınar köyü yakınlarında bulunan kilisenin giriş kapısı üzerinde 1854 tarihi geçmektedir. Kilise iIe birlikte bir Şapel ve iki tane de dikili taş bulunmaktadır. Bu taşlar, mimarisi ve bezemesiyle dikkat çekip, Xll. yüzyıldan sonra Selçuklu Prensi Nasurettin dönemiyle tarihlenen kitabeler taşırlar.







KÜMBETLER
Kemah ilçe merkezinde, Mengücek Beyliği dönemine ait olan Tugay Hatun Kümbeti, Gözcü Baba kümbeti, Vidilli Baba kümbeti... bulunmaktadır.

OTLUKBELİ GÖLÜ
Otlukbeli Gölü, Otlukbeli ilçe merkezinin 6 km· kuzeybatısındadır. Göl, traverten seddi (maden sularının oluşturduğu traverten seddi) gölü olup, oluşumu halen devam etmektedir. Göl suyu, çevresindeki maden suları karıştığı, dere tarafından beslendiği ve ayağı olduğu için tatlıdır.Otlukbeli gölünün asıl özelliği; çanağının ve oluşumunun, göl türleri içerisinde günümüze kadar bilinenlerin içinde dünyada tek tip oluşudur."Doğal Anıt" olarak nitelendirilen Otlukbeli Gölü, doğal sit alanı ilan edilerek, koruma altına alınmıştır.

AYGIR GÖLÜ
Keşiş dağları üzerinde bulunan Aygır Gölü, tabiat güzelliğinin yanısıra, krater gölü özelliğine de olan piknik ve mesire yeridir.

SOĞUK SULAR
Kemah ilçemizdeki bu mesire yerlerinin özelliği her yıl Haziran ayında çıkan ve Ağustos ayı sonlarında kaybolan, beyaz köpüklü soğuk sularıdır.

KAPLICA
Ekşisu yakınındaki kaplıca, 33 derecelik sıcaklığa sahip olup, 12 adet kapalı havuzu bulunmaktadır. Kaplıca suyunun romatizma, cilt, damar sertliği ve kalp hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir.

KAPLICA
Ekşisu yakınındaki kaplıca, 33 derecelik sıcaklığa sahip olup, 12 adet kapalı havuzu bulunmaktadır. Kaplıca suyunun romatizma, cilt, damar sertliği ve kalp hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir.

GİRLEVİK ŞELALESİ
Erzincan'ın 30 km. güneydoğusunda, Çağlayan nahiyesinde bulunan Şelale, doğal güzellikleri ve dinlenme yerleri ile ilgi çekmektedir. Şelalenin hemen yanı başında, doğayla iç içe piknik yapılabilmektedir. Yakınındaki lokantalarda bulunan üretme havuzlarında yetiştirilen alabalık ve özel olarak hazırlanan ızgara tavukla, yerli ve yabancı turistlere hizmet verilmektedir. ŞELALENİN DONMUŞ HALİ İÇİN TIKLAYIN>>>

BEY TAHTI
İlimizin 12 km. güneybatısında bulunan Beytahtı, Karasu ırmağı kıyısında, kaynak ve akarsuların yanısıra bol yeşilliği olan güzel bir dinlenme yeridir.

IŞIKPINAR (MESİRE YERİ)
İlin kuzeybatısında, 5 km. uzaklıkta bulunan Işıkpınar köyü, bol suyu, yeşilliği ve gazinoları ile ideal bir gezinti ve dinlenme yeridir.

MECİDİYE PİKNİK ALANI
İlimizin 20 km. kuzeyinde bulunan Mecidiye Orman içi dinlenme alanı, yaz aylarında halkın sürekli uğradığı kamp ve mesire yeridir.

DUMANLI YAYLALARI
Refahiye ilçesinin batısında, Soğuk göze ve Karaçam mevkiileri arasında yer almaktadır. 2000 m. Yüksekliği olan Dumanlı Yaylaları genellikle çam ormanı ile kaplıdır. Tatil ve dinlenme yeri olarak kullanılan yayla, doğal güzelliği, havası, soğuk suları, kamp imkanları ile hizmet vermektedir.

DAĞCILIK
İlimizde, yaklaşık % 60'lık bir alanı dağlar oluşturmaktadır. Önemli dağ zirvelerinden bazıları şunlardır; Coşan Dağı 3976 m., Ergan Dağı 3256 m., Munzur Dağı 3449 m., Mülpet Dağı 3065 m.Yaz ve Kış turizmi açısından çeşitlilik sunan dağlarımız, özellikle dağcılık sporu olan doğa yürüyüşü için ideal alanlardır.

YILDIRIM AKBULUT TESİSLERİ
Akbulut Kayak Tesisleri, Refahiye ilçesinin Sakaltutan mevkiinde ile 42 km. uzaklıkta bulunmaktadır. Tek yıldızlı, ikinci sınıf lokanta niteliğine sahip olan tesis, 24 oda, 5 suit, 66 yatak, 140 kişilik lokanta kapasitesini içermektedir. 2200 m. yüksekliği olan kayak merkezinde 5 adet pist olup teleski kapasitesi 150 kişiliktir. Kar yönünden zengin olan Sakaltutan mevkiindeki tesis, dinlenme ve oyun salonu, saunası, Amerikan barı, zengin mutfağı ve yan üniteleriyle yaz ve kış turizmine hizmet vermektedir.

RAFTİNG
Fırat Nehri'nin en önemli iki kolundan biri olan ve ilimizin hemen hemen tüm ilçelerinden geçen Kara su üzerinde, Rafting sporu amatörce yapılmaktadır.Büyük-engebeli alanlardan oluşan Karasu Havzası, su sporları için oldukça elverişli özelliklere sahiptir.

AV TURİZMİ
Doğal yapısı itibariyle av kaynakları ve av türü bakımından zengin olan ilimiz, alabalık, yaban keçisi, çengelboynuzlu keçileri, ayı, domuz, porsuk, sansar, vaşak, su samuru, toy, tavşan, keklik, yaban ördeği, çulluk gibi av hayvanları ile av turizmine hizmet etmektedir.

İlimizde bakır el sanatlarının başlangıcı çok eskiye dayanmaktadır. Hamam tası ve sabunluk satımıyla başlayan bakırcılık daha sonra gelişerek seri imalat olarak sürdürülmektedir. Bakırcılığın cazip hale gelmesiyle ve turistik süs eşyalarının da üretimine başlanmıştır.

Vazo, şekerlik, hamamtası, aplik, semaver, mumluk, duvar saati, çay-kahve takımları vb. süs eşyaları yapılmakta olup, önceleri kullanılan nikel kaplama yerine boyanarak el işçiliği ile işlenip, yurt içi ve yurt dışına pazarlanmaktadır.

ERZİNCAN'IN İLÇELERİNE UZAKLIĞI
Üzümlü : 23 km.
Tercan : 96 km.
Refahiye : 71 km.
Otlukbeli : 140 km.
Kemaliye : 141 km.
Kemah : 49 km.
İliç : 115 km.
Çayırlı : 113 km. ÖNEMLİ GÜNLER Mahalli Kutlama Günleri:Atatürk'ün Erzincan'a Gelişi 1 Temmuz
Festivaller:Bal Festivali Refahiye 5-6 Ağustos
Panayırlar:Kuzu Kırkımı Koçgar (Kemah) 2 Ağustos
Kurtuluş Günleri:Erzincan'ın Kurtuluşu 13 şubat


Erzincan Genel Bir Görüntü;
кคкค Çevrimiçi  

Yorum Yaz